Safları Sıklaştıralım!

Tarih: Cuma, 07 Haziran 2013. Okunma Sayısı 4821

Safları Sıklaştıralım!
Ebru Karalar
 
Evlerinde tutulamayan onbinler, bazı gazetelere göre yüzbin kişi..
 
Üstelik Başbakan'ın karşılama istememesine ve Hüseyin Çelik'in " AK Partiye gönül verenlere sesleniyorum. Hiç kimse Başbakan'ı karşılamasın. Sayın Başbakan'ın böyle bir şeye ihtiyacı yok. Varsayalım ki iki grup karşılaştı. Hiçbir para pul falan bir insanın hayatına değmez." demesine rağmen..
 
Üstelik çok geç olduğu için pek çok hanım, yaşlı vatandaşlarımız gidememesine, o kalabalığın yarısının alana dahi girememesine rağmen..
 
Çaresizlikten ne diyeceğini şaşırıp, "katılanlara 100 TL verildi" diyen hayal güçleri sınır tanımayanlar hala anlamadı, anlayamayacaklarda..
 
Anlayamadıkları şu;
 
Sadece Ak partili değil, Milli görüşçü, MHP'li, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'na gönül verenler, ve hatta hayatında oy vermemiş sisteme tümüyle karşı çıkan kardeşlerimiz bile oradaydı..
Olması gerektiği gibi, yani partizanlık yapmadan safları sıklaştırmışlardı.
Çoşkulu kalabalığın ellerindeki Erdoğan ve Atatürk posteri, parti bayrağı yerine ay yıldızlı bayrağımız bu kişilere en güzel bir mesajdı..
 
Anlayamadıkları şu;
 
Menderes ve Özal dönemindeki gibi değiliz, şuur sıçraması yaşadık ve küresel güçlerin oyununu görüyoruz.. Onların haksızca ortadan kaldırılması içimizde yara iken, üçüncüsüne göz yummayacağız, #yedirmeyeceğiz.
 
Anlayamadıkları şu;
 
Konu komşunun eski ders kitaplarıyla okuyanlar, şimdi okulun ilk günü çocuklarının ders kitaplarını masasında görünce şükür ediyor.
 
Yaşlı anamız, babamız sabahın 4'ünde hastanede sıra kuyruğuna dizilmekten kurtulunca şükür ediyor.
 
Parasızlıktan hastane yüzü görmeden büyüyenler, şimdi çocuklarını 0-18 yaş sağlık güvencesiyle ücretsiz tedavi ettirince şükür ediyor..
 
Anlayamadıkları şu;
 
Artık görüyoruz..
 
3 ay öncesinden bu darbe girişimi veya komplonun olacağının bilgisinin alındığını.
 
Küresel güçlerin akbaba gibi tepemizde uçtuğunu.
 
Erdoğan'a "Amerikan uşağı" diyenlerin, New York Times' a tam sayfa ilan verdiğini.
 
"Erdoğan NATO Suriye'ye girsin diye şartları hazırlıyor" diyenlerin, ingilizce tweetler yazarak NATO'dan Türkiye'ye müdahale etmesini istediğini.
 
Suriye Enformasyon Bakanı'nın “Erdoğan ülkesini şiddetle yönetiyor. Kardeş Türk halkı böyle bir barbarlığı hak etmiyor" demesini.. (Kardeş Suriye halkı sizin barbarlığınızı hak ediyor mu? diye sormak lazım ama kalpler, kulaklar mühürlü. Duymaz, anlamazlar)
 
Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın vatandaşlarına "Güvenliğiniz için Türkiye'ye gitmeyin" dediğini.. (Güler misin, ağlar mısın?)
 
Amerika ve Batı'nın (başta İngiltere) kimyasal silah dahi kullanıp 100 bini aşkın insanı katleden Esed'e sessiz kalıp, tüm dikkati ve kınamasını üzerimize göndermesini..
 
Erdoğan'ın dik durup, kimilerine göre kafa tutmasının, ilk gün Gezi Parkı amacıyla toplanan samimi kişilere değil, tespit edilen 11 illegal gruba ve yakalanan yabancı ajanların sahiplerine olduğunu.
 
Ama şunları da görüyoruz;
 
Cami'ye ayakkabı ile girenler ve bira içenler adına özür dilemek üzere Miraç gecesi aynı Camii'ye gidip, özür dileyip, "hepimiz kardeşiz" diye sarılanları.
 
Miraç gecesi Taksim'de alkol almama kararı alıp, saygıyla Kur'an dinleyen ve polisle kandilleşenleri.
 
İlk günkü (hepimizin eleştirdiği) polisin şiddetine maruz kalmasına rağmen, şehit olan polisimize üzülenleri.
 
Bizlere sosyal medyada bile tahammül edemeyip hayatımızda duymadığımız küfürler edenleri de görüyoruz.
 
Başörtülü kardeşlerimizi taciz edip, üzerine (afedersiniz) işeyecek kadar yoldan çıkanları da görüyoruz ama onlar içinde dua ediyoruz. 
 
Uzun lafın kısası;
 
Yeni bir Sivas- Madımak çıkarmak için uğraşanları görüyoruz ve Allah'ın izniyle "olmayacak" diyoruz.
 
Etnik, dinsel, coğrafi ve mezhepsel farklılıklarımızla zenginiz diyoruz.
 
"Dik dur eğilme, bu millet seninle" diyoruz.
 
"Taksim'den Tahrir çıkmaz, zira biz 10 yıldır bahar havası yaşıyoruz. Bunu kışa çevirmeye çalışmayın" diyoruz. 
 
Biz safları sıklaştırdık..
 
Gezi parkındaki "yakıp-yıkmayan" samimi kardeşlerimize;
 
"Mücadeleni anlıyoruz. Ama sen de oyunu anla. Bu gemi batarsa hepimiz batacağız kardeşim. Gel sen de yanımızda saf tut diyoruz." diyoruz..
 
Allah’ım! Kalblerimizi birleştir ve birbirine ısındır. Şiddet ve öfkemiz birbirimize karşı zuhur etmesin..

Bu yazıyı beğendiniz mi?

4.6/5 rating (37 votes)